Kayıtlar

2018 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Uzak İlişki

Resim
En temelden başlarsak aslında kimimiz için her şey birbirinin sohbetinden keyif almakla başlar, kimimiz için bir hareketle, kimimiz için belki de bir görüş etkilidir. Ama sonuç aynı değil mi sonu nedir? Ya da ne olsun isteriz? Hep yanımızda olsun, hep sesini duyalım, hep bakışalım, hep hep hep, aslında sen ben değil biz olalım yani özetle AŞK olsun isteriz.

Aşk önemlidir, güzeldir, mutlu eder. Peki aşkın mesafesi ne olmalı? -> Yakın vs. Uzak.
Yakın ilişki hepimizin tercihidir, peki ya uzak ilişki. İster misiniz sevdiğiniz, aşık olduğunuz kadın/adam uzaklarda olsun. Uzaklarda çalışsın, okusun, yaşasın bunu tercih eder misiniz? Zor değil mi düşünmesi bile zor aslında. Bekara karı boşamak kolay değil mi? Sevgilisi yanında olana yok canım kolay olur demek kolay tabi. Ama ben beş aydır yaşadığım ilişkinin 5’te 1’inde sevgilimin yanımda olabilme imkanıyla yaşadım. Ama ne oldu aşkımız daha da perçinlendi aslında, daha çok sevdik, daha çok özledik, daha çok bekledik birbirimizi.

Oğuzhan Uzun…

Kimsesiz Notlar

Resim
Akil zari patlamamış insanlarla dolu ortalık. Doğru ya da yanlış sorgulamadan,insanlar sadece inanmak istiyor.

Merakın getireceği acıya odaklanmışlar, halbuki merak gebedir çoğu temiz başlangıçlara.İnsan kendini sorgulamaktan kaçmamalı ,sorular sorarak gelişirsin,
cesarettir seni acizlikten kurtaran.

İnsan tüm erdem sıfatlarının bulunduğu vücutta gelişmeli,
Yırtın zarları,kirin kabukları; ve en derinde saklı en yücelikler...


Konuk Yazar: Kimsesiz Notlar

Organize Türkçe Cümleler

Resim
Çok ayıp bir şey ama bir süredir konuşurken, yazarken organize türkçe cümleler kuramıyorum. Belki kafam çok dolu, belki birçok şeyi aynı anda düşünüyorum. Evet haklısın uzun zaman oldu, merhaba, çok ayıp oldu.

Dedim ki madem ben organize yazılarla gelemiyorum okurların evlerine, dostlarımız Bayan psikolog ve Renee Nobiela mahlaslı yazarlarımız bize konuk oldular ve sizlerle buluştular.

Bu satırları yine gurbetten yazıyorum. Şu an masamda Terranova’da yetişen bir mandalina, Ekvator’dan gelen bir muz var. Malum önümüz kış vitaminleri depolamamız lazım. Hala İstanbul’dan uzakta yeni hikayeler biriktirme çabasındayım. Çok şükür Alllah’a hayat mücadelemize devam ediyoruz.

Önce bir telefon görüşmesini anlatmakla başlamak istiyorum.
+Frommyperspective1710 profilime fotoğraf paylaştım gördün mü? -Aaa…Evet Gördüm, çok güzel bir fotoğraf, belki de sayfandaki en iyi fotoğraflardan… +Çok Teşekkürler, siz kıymetli dostlarımız fikirlerini söyledikçe, fotoğraf paylaşmanın ayrı bir keyif oluyor.
-Ya sen bu…

Beklemeye değmez mi?

Resim
Nadasa bırakın kendinizi.
Bana bu sözü çok değer verdiğim bir dostum en kötü zamanlarımda söylemişti. “NADASA BIRAK KENDİNİ”.
İlk başta anlayamıyorsun ama sonradan kulaklarında çınladıkça dank ediyor.
Belki de bir şeyleri anlamak, olanları uzaktan bir seyirci gibi izlemek, hissetmediğini hissetmek ve en önemlisi büyümek için zamana bırakın kendinizi. Acele hayatlar yaşamıyor muyuz zaten şu fani dünyada. “Hayat kısa kuşlar uçuyor” demiş usta şair Cemal Süreya. Sizin de bunu söylediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız hayat kısa ama hayat güzel şeyler yaşamak, anılar biriktirmek, sevmek ve sevilmek için uzun değil mi?

Neden acele sevgilere, koşturmaca ile oluşan anılara veya kırmızı ışıkta beklerken bile tahammül edemediğimiz günlerin içine hapsediyoruz ki kendimizi.

Ruhumuzu dinlendirmek için gemiye binip martılara simit atsak ya arada veya kulaklığı kulağımıza takıp son ses en sevdiğimiz şarkıyı dinleyerek ve sanki ruhumuz dans ediyormuşçasına yürüsek ya sokakta. Kaçımız bunları yapabiliyoru…

SAYGILAR

Resim
Mutlu yaşamın formül'ü çok basit aslında, insanlar hayati tersten yaşamalı. Mesela önce nefretle başlayıp sonra sevmeli insanları.
Önce derin hikayeler barındırıp ,sessizce duran yaşlı gibi başlamalı hayatına ve büyüdükçe çocuklaşmalı.
Her gün ölmüş gibi uykuya dalıp her sabah yeni  bir yaşama adim atar gibi hissetmeli. Dostlar'la birlikte ağlayıp sonra onlarla birlikte gülmenin mutluluğunu bilir misiniz?  Bence denemelisiniz, çünkü herkesin kes(k)in bir yarası vardır.
Güneş battığında gün bitmiş hissedersin,  Ayin aydınlığını da küçümsememelisin, Güneş batana kadar geceymiş gibi yaşamalı,  İşte o zaman anlarsınız, Mutluluk senin bakış açın ve senin seçimin, Sen nasıl istersen ,yeter ki her kapın mutluluğa çıksın.
Merhaba
Konuk Yazar: Renee Nobiela

HOUSE of RELATIONSHIPS

Resim
İnsanlık tarihinin en eski konulardan biridir; kadın erkek arasındaki ilişkiler. Adem ve  Havva’dan başlayarak süregelen bu karmaşayı çözebilen, anlayan var mıdır bilemeyiz. İnsan zaten başlı başına anlaşılması zor bir canlıyken bu durumu kadın ve erkek olarak ayrıştırdığımızda meseleler daha da çözülmez bir hal almaya başlıyor.

Peki, bu sorunların sizce tek bir nedeni mi var? Belki evet belki de değil. Ama Oğuzhan Uzun bu kısa filminde problemin tek bir nedeni olduğunu bizlere göstermeye çalışıyor. Nedir peki bu problem? Kadın ve Erkek!  Aslında birçok nedeni var gibi gözükse de problemin en temelinde iki farklı dünya olmamızın ilişkilerimizde ortaya çıkardığı iniş ve çıkışları göz önüne seriyor. Bu iniş çıkışlarımız ile insan olmanın, aşkın, sevginin de gücünü göstermiş oluyor. 

Kısa filmimizde ilk gözümüze çarpan şey, filmin adı oluyor, “İlişkilerin Evi”. Hepimizin bildiği gibi sıradan bir ev fakat bir ev olmasından da öte manevi bir anlam yükleniyor evimize. Filmde gördüğümüz gibi…